PostHeaderIcon Psikoloji Ders Notları

1.ÜNITE

PSIKOLOJININ ALANI

A. PSIKOLOJININ KONUSU

Kavram olarak psikoloji psyhce ve logos kelimelerinden olusmustur. Ruh bilimi anlamina gelir.

Psikoloji organizmanin davranislarini inceleyen pozitif bir bilimdir. Pozitif bir bilim olmasinin nedeni deney ve gözlem yapilabilir olmasidir.

Psikolojinin konusu organizmanin hem kedisiyle hemde çevresiyle iliskilerini, davranisini incelemek ve sartlara göre degisimini incelemek gözlemektir.

Davranislarin incelenmesinde uyarici durumu ile organizmanin durumu birlikte degerlendirilir. Bu degerlendirme sonucunda davranis organizmanin iç ve dis uyaricilara karsi gösterdigi tepkiler bütünüdür. Davranislar gözlenebilen (yürüme, konusma …) ve gözlenemeyen ( hayal, düsünme …) diye ikiye ayrilir.

B. PSIKOLOJIDE YAKLASIMLAR

Genel olarak psikolojideki yaklasimlarin, psikolojik olaylarin farkli yönlerini dikkate alarak ve belirli yönlerini öne çikararak degerlendirdiklerini görüyoruz.

1. Yapisalci Yaklasim (Strüktüralizm)

Yapisalcilara göre psikoloji zihnin yapisini incelemelidir. Buradan hareketle psikolojik olaylarda bilinci öne çikarir ve zihin yapisinin anlasilabilmesi için içebakis yönteminin psikolojide kullanilmasini savunur.

2. Davranisci Yaklasim (Bihevyorizm)

Davranisçi yaklasima göre psikolojinin konusunu gözlemlenebilir davranislar olmalidir. Buda deney ve gözlemle mümkündür.

Bireylerin uyaricilara karsi gösterdikleri davranislarin (U – T) iliskisinde gerçeklestigini ve bu davranislarin deney ve gözlem yoluyla incelenmesinin daha bilimsel (nesnel) sonuçlar verecegini savunur.

3. Islevsel Yaklasim (Fonksiyonalizm)

Davranislarin çevreye uyumunu esas alir ve uyum saglayici davranislari faydali oldugunu savunurlar.. Bu yaklasimda davranislarin ne ise yaradigi önemlidir. Buradan hareketle zihin nedir den ziyade zihin ne içindir sorusu ile ilgilenirler.

4 . Psikanalitik Yaklasim (Psikanalizm)

Bu görüse göre insan dogustan cinsellik ve saldirganlik iç güdülerine sahiptir.

S. Freud’un temsilciligini yaptigi bu yaklasimda bilinçalti esas ögedir. Daha çok küçük yaslarda olmak üzere, toplumda hos karsilanmayan arzular birey tarafindan bilinçaltina atilir.

Buna göre bilinçalti, çevreden bastirilmis istekler alanidir. Bu alan bir takim psikolojik rahatsizligin da kaynagidir. Sözü edilen rahatsizligin giderilmesi, bilinçaltina bastirilmis isteklerin bilinç düzeyine çikarilmasiyla olacaktir.

5. Bütüncü Yaklasim (Gestalt)

Insan yasantisi, davranislariyla birlikte ögelerine ayrilamaz bir bütündür. Bütün ise, parçalarin toplamindan apayri bir ahenk ortaya koyar. Buna göre yasantilar kendi bütünlügü içinde incelenmelidir.

6. Hümanist Yaklasim (Hümanizm)

Bu yaklasimi benimseyenler insani merkez almislardir. Insan gelisme gücünü kendisinden alir, çevrenin etkisiz oldugunu savunur. Ayni zamanda Insanin duygusal yanini öne çikaran ve davranislarini buna göre yorumlayan bir yaklasimdir. Insani insan yapan, duygulari, hisleri, ümit ve beklentileri önemlidir.

Bireyin davranislarini anlayabilmek için, onun iç yasantisini bilmek gerekir. Bunun yolu da, çevresine onun bakis açisindan bakmayi (empati) gerektirir. Yani yöntem olarak içe bakisi kullanirlar.

7. Bilissel Yaklasim

J. Piaget’in temsilciligini yaptigi bilissel yaklasim, insanin zihinsel etkinliklerine önem verir. Düsünme, kavrama, yorumlama davranislara yön veren önemli unsurlardir. Davranislar uyarici tepki bagina indirgenerek incelenemez. Bu yaklasimin amaci, zihinsel süreçlerin nasil örgütlendigini, çalistigini açiklayan deneyler yapmaktir.

8. Biyolojik Yaklasim

Davranislarin nedeninin ancak bireyin biyolojik yapisinin incelenmesiyle bulunabilecegini avunan görüstür.

Davranislar, biyolojik yapi olan beynin bir fonksiyonu olarak ortaya çikarlar. Ayrica salgi bezleri ve hormon düzenlerinden etkilenirler. Buna göre davranislarda biyolojik ögeler dikkate alinmalidir.

C. PSIKOLOJININ ALT DALLARI

1. Egitim Psikolojisi

Egitim ve ögretimin gerçeklestirilmesinde, psikolojinin bulgularindan yararlanilmasini konu edinir. Amaci egitim kalitesini arttirmak ve bu noktada bireye yardimci olmaktir.

2. Endüstri Psikolojisi

Hangi ortamda isveriminin arttigini, çalisanlarin hangi sartlarda daha verimli olabileceklerini arastiran psikolojinin alt dalidir.

3. Klinik Psikolojisi

Ruh sagligini yitirmis olan bireylerin psikolojik tedavisini konu edinir. Davranislardaki aksamalarin nedenini arastirir ve bu amaçla çesitli testlerden psikolojik tekniklerden (psikoterapi ) yararlanir.

4. Sosyal Psikolojisi

Bireyin grup içindeki davranislarini ve toplumsal çevreden etkilenmesini konu edinir. Örnegin moda, kamuoyu, propangada sosyal psikolojinin inceleme alanina girer.

5. Danismanlik Psikolojisi

Bireylerin normal sinirlar içerisinde kalan toplumsal yasantida karsilastiklari aile geçimsizligi, arkadas uyumsuzlugu gibi problemlerin anlasilmasinda yardimci olmayi amaçlayan psikoloji dalidir.

6. Gelisim Psikolojisi

Bireyin dogumundan baslayip ölümüne kadar devam eden, yaslara bagli olarak geçirdigi, zihinsel, bedensel, devinsel, duygusal vb. gelisme evrelerini inceleyen,psikolojinin alt dalidir.

7. Deneysel Psikoloji

Psikolojinin temel konularini olusturan ögrenme, algi, motivasyon, unutma vb. konularin sebep – sonuç iliskisinde deneysel olarak incelenmesini saglar.

8. Psikometrik Psikoloji

Davranisin ölçülmesi ve degerlendirilmesine iliskin ölçme araçlarinin gelistirilmesi,istatistik tekniklerinin psikolojiye uygulanmasi gibi konularla ilgilenen, psikolojinin alt dalidir.

Psikolojinin alt dallarindan bazilarinin uygulama yönü vardir. Bunlar,“uygulamali alanlar” olarak nitelendirilir. Uygulama yönü olmayanlar arastirma düzeyinde kalir. Bunlar da “deneysel alanlar” olarak gruplanabilmektedir.

D. PSIKOLOJININ YÖNTEMLERI

Psikolojinin konularini incelemek için takip ettigi arastirma yollarina psikolojinin yöntemleri denir.

1 . Gözlem

Davranislarin olusumunu herhangi bir dis etki sonucu veya hiçbir müdahale yapmadan izlemektir.

a. Dogal gözlem : Bireylerin davranislarinin dogal ortamda izlenmesidir. Örnegin caddeden geçerken intihar eden birisini gözlemlemek.

b. Sistematik gözlem : Bireylerin davranislarinin belli yönlendirmeler yapilarak, belirli amaçlar dogrultusunda izlenmesidir. Kurallarin ve sartlarin daha önceden arastirmaci tarafindan olusturuldugu gözlem türüdür.

2. Deney

Deney yönteminde, davranislar neden – sonuç iliskisinde incelenir.

Bir deneyde iki degisken vardir.

* Bagimsiz degisken : Deneyde etkisi incelenen degiskendir.

* Bagimli degisken : Yapilan deneyin sonucudur.

Degiskenleri bir örnek üzerinde söyle açiklayabiliriz. Uykusuzluk is verimini azaltir hipotezinin denendigi bir deneyde ‘’uykusuzluk” bagimsiz degiskendir, is verimi ise bagimli degiskendir.
Deney düzeneginde her yönden eslenmis bireylerden olusan iki grup alinir. Gruplardan biri bagimsiz degiskenin (etkisi arastirilan faktörün) uygulandigi deney grubudur. Diger gruba bagimsiz degisken uygulanmadigindan o grup kontrol grubunu, olusturur.

3. Biyografi ve Olay Incelemesi

Bireyin bu günkü davranis ve yasantilarinin anlasilabilmesi için geçmis yasantilarinin incelenmesi biyografi yöntemini olusturur. Birey üzerinde önemli etkide bulunmus geçmisteki bir olayin belirlenerek incelemeye alinmasi da olay inceleme yöntemini olusturur. Özellikle akil hastanelerindeki hastalarin ve hapishanelerdeki mahkumlarin incelenmesinde kullanilan bir yöntemdir.

4. Görüsme (Mülâkat)

Bu yöntem bireyle soru – cevap seklinde yüzyüze konusmaya dayanir. Bu konusma esnasinda birey taninmaya çalisilir.

5. Test

Bireylerdeki zekâ, ilgi, kisilik, gibi özelliklerin belirlenmesine yönelik ölçme araçlarinin kullanilmasidir.

6. Istatistik

Bu teknik diger arastirma tekniklerinden elde edilen bilgilerin sayilarla ifade edilmesine ve yorumlanmasina dayanir. Böylece arastirma bulgularinin nesnel olarak ifade edilebilmesi saglanir.

7. Korelasyon

Iki degisken arasindaki iliski miktarini sayisal degerlerle belirlemeyi saglayan istatistik teknigidir. Korelasyonda bu degerler -1… 0 veya 0… +1 arasindadir. Iki degisken arasindaki iliski 0′a yakin çiktigi durumlarda iliski miktari düsüktür. -1 ve +1′e yakin oldugu durumlarda ise iliski miktari yüksektir. Ancak -1… 0 arasinda çikan iliski negatif iliskiyi gösterir. 0… +1 arasinda çikan iliski ise pozitif iliskiyi gösterir. Buna göre:

Deneme sayisi ile hata miktari arasinda negatif korelasyon vardir ve koreyasyon -1′e yakindir.

Zekâ düzeyi ile ögrenme düzeyi arasinda pozitif korelasyon vardir ve korelasyon +1′e yakindir.

Not: iki degisken arasinda hiçbir iliski yoksa korelasyon 0 dir. Örnegin uzun boyluluk ile güzel konusmak arasinda hiçbir iliski yoktur. Yani korelasyon sifirdir.

· Frekans: Bir sayi dizisindeki tekrar eden puanlari ifade eder.

Örnek : 6 7 8 8 8 7 5 6 9 dizisinde

6′nin frekansi 2

7′nin frekansi 2

8′in frekansi 3′ tür.

· Mod: Bir dizide en çok tekrar eden puandir. Yukaridaki dizide mod 8 dir. Çünkü dizide en çok geçen rakam 8′dir.

· Medyan :Bir sayi dizisinde puanlar siralanir( Büyükten küçüge veya küçükten

büyüge) ve en ortada kalan terim o dizinin medyanini ifade eder.

· Ranj: Bir puan dizisindeki en büyük rakamla en küçük rakam arasindaki farki ifade eder.

· Aritmetik Ortalama: Bir sayi dizisindeki rakamlarin toplaminin kaç adet sayi

olduguna bölünmesiyle bulunur.

2.ÜNITE

ORGANIZMA ve ÇEVRE

Organizmanin çevreyle iliskileri, çevredeki uyaricilarin duyu organlari tarafindan beyine uyarim göndermesiyle gerçeklesir. Organizma, her zaman çevreden gelen uyarimlara uyum saglama egilimindedir. Ki iliskiler bu yolla meydana gelmektedir.

Çevreden gelen uyarimlarin organizmanin uyum durumunu bozacak sekilde siddetli veya az oldugu zaman organizma bu duruma uyum saglayamaz. Artik organizma için asiri veya yetersiz uyarilma söz konusudur.Asiri uyarilmada uyarici seviyesi çok fazla iken, yetersiz uyarilmada çok azdir. Asiri uyarilma durumunda organizma gergindir.

Hava alanindaki uçak sesi asiri uyarilmaya, asansörde mahsur kalmak ise yetersiz uyarilmaya örnektir.

Psikolojinin Alt Dallari :

Psikolojinin uzmanlik alanlari ile psikolojinin sonuçlarinin diger bilimlere uygulanmasi psikolojinin alt dallarini olusturmustur.

Simdi sirasi ile bunlari inceleyelim :

Sosyal Psikoloji : Bireyin grup içinde degisen davranislari ve gruplarin ortak davranislara yönelmelerini arastiran alana sosyal psikoloji denir.

Gelisim Psikolojisi : Gelisim psikolojisi, yasa bagli davranis degisikliklerini inceler.

Çocukken büyük bir dikkatle ve keyifle izlenen çizgi filmler büyüyünce ilgi çekici olmaktan çikabilir.

Gelisim psikolojisi çocuk psikolojisi ve yetiskin psikolojisi olmak üzere ikiye ayrilir.

Klinik Psikolojisi : Davranis bozukluklarinin tani (teshis) ve tedavileri ile ilgilenir.

Zeka, kisilik, akil sagligi sorunlari olan, bu yüzden çevreye uyum zorlugu çeken insanlarin tani ve tedavisi için teknikler gelistirir.

Rehberlik ve Danismanlik Psikolojisi : Normal yasamda karsilasilan sorun ve sikintilari, çevreye uyum güçlüklerini ele alan psikoloji dali rehberlik ve danismanlik psikolojisidir.

Klinik psikoloji akil hastaligi düzeyindeki davranis bozukluklarini inceler.

Rehberlik ve danisma psikolojisi klinik psikolojisinden farkli olarak normal sinirlar içinde kalan sorunlari ele alir.

Deneysel Psikoloji : Deneysel psikoloji bir davranisi etkileyen çevre kosullarini ve uyaricilari tanimlayip ölçerek hangi davranisi, nasil ve ne derecede etkiledigini bulmayi amaçlar.

Bunu yaparken hayvanlar üzerinde laboratuvar deneyleri yapar, bunlari insan davranislari ile karsilastirir.

Endüstri (Sanayi) Psikolojisi : Günümüzde üretimde verimi artirmak için yalnizca teknolojiyi gelistirmek yeterli mi?

Üretimde verimi artirmak amaciyla, insan emeginin daha üretken hale getirilmesi endüstri psikolojisinin konusuna girer.

Bugün endüstri psikologlari su sorularla ilgilenmektedir.

Çalisanlari verimli kilmak için, nasil bir ücret politikasi uygulanabilir?

Çalisanlarin çalisma ortami nasil olursa üretim artisi yükselir?

Ise eleman alirken, hangi teknikler kullanilirsa daha akilci davranilmis olur?

Hizmet içi egitim sonuçlari nasil degerlendirilmeli?

Çalisma ortaminda insan iliskileri hangi yöntemlerle gelistirilebilir?

Egitim Psikolojisi : Psikolojinin bulgularinin egitim ve ögretime uygulanarak kolayliklar ve ilerlemeler saglanmasi egitim psikolojisinin konusuna girer.

Ögrenme nasil daha hizli gerçeklestirilir?

Ögrenmeyi tesvik etmek için hangi araçlar kullanilmalidir?

Hangi konu, kimlere, nasil ögretilir?

Ögretmenler nasil yetistirilmelidir?

gibi sorulara yanit arar.

Egitim psikolojisi sayesinde egitim süreci en etkin düzeyde gerçeklestirilir.

Psikometrik Psikoloji : Psikolojinin sonuçlarini testler, anketler araciligi ile sayisallastirmak, psikolojide kullanilmak üzere ölçüm araçlarinin gelistirilmesini saglamak, böylece psikolojinin sonuçlarini daha somut, açik, kisa bir biçimde ifade etmek, psikometrinin konusuna girer.

Arastirma Yöntemleri :

Bir bilim alaninda sonuca ulasmak için izlenen amaçli, düzenli ve kisa yollara yöntem denir.

Psikoloji de gerek kendine özgü yöntem ve teknikler kullanilarak, gerekse diger bilimlerin yöntem ve tekniklerinden yararlanarak, konusunu bilimsel bir sekilde inceler.

Psikolojinin kullandigi baslica yöntem ve teknikler üç baslikta incelenebilir.

Betimleyici ve Tanimlayici Yöntemler

Deneysel Yöntem

Istatistiksel yöntem

Betimleyici ve Tanimlayici Yöntemler : Incelenen olayla ilgili özellikleri saptamayi amaçlayan yöntemler betimleyici ve tanimlayici yöntemlerdir.

Bu yöntemler gözlem, anket ve klinik yöntemin görüsme, vak’a incelemesi, test gibi tekniklerini içerir.

Gözlem : Olaylari kendiliginden olusan olusum biçimleri içinde amaçli ve sistemli olarak izlemek ve kaydetmektir.

Iç Gözlem (Içe Bakis) : Bir uyaricinin etkisiyle bireyin yasadigi duygulari kendi agzindan anlatmasidir.

Dogal Gözlem : Incelenen olaylarin kendi dogal ortaminda, müdahalede bulunulmaksizin gözlemlenmesidir.

Dogal gözlemin zaman zaman yaniltici olmasinin üç temel nedeni vardir.

Duyu verileri arastirmaciyi yaniltabilir.

Arastirmaci subjektivizme (öznellige) düsebilir.

Arastirmacilar, ayni gözleme farkli yorumlar getirebilir.

Sistematik Gözlem : Arastirmacinin belirli teknikleri kullanarak, gözlem ortamini denetim altina alarak gözlem yapmasidir.

Sistematik gözlemde arastirmaci, görüsme ve gözlem çizelgeleri hazirlayabilir, soru kagitlari ve test gibi araçlardan yararlanabilir.

Anket : Önceden hazirlanmis sorularin yazili olarak üzerinde inceleme yapilan insanlara dogrudan yöneltilmesi ve sonuçlarinin degerlendirilmesidir.

Klinik Yöntem : Davranis bozukluklarinin tanisi (teshisi) için uygulanan yöntemdir. Bu yöntem genel olarak su teknikleri kullanmayi gerektirir.

Görüsme (Mülakat) : Incelenen insanin, duygu, düsünce, davranis ve tutumlarini saptamak amaci ile yüz yüze yapilan sözlü söylesidir.

Güvenilir bir görüsme için görüsmecinin alaninda uzman olmasi, ortamin ve görüsme süresinin, görüsülen insani olumlu ya da olumsuz yönde etkilemeyecek biçimde düzenlenmesi gereklidir.

Vak’a incelemesi : Vak’a incelemeleri bir insanla ilgili ya da bazi olgularin belirli anlariyla ilgili yogun incelemelerdir.

Örnegin, Televizyonda gösterilen siddet filmlerinin saldirgan davranislari özendirmesiyle ilgili bir vak’a incelemesinde, hava korsanligini konu alan bir filmin etkileri incelenmistir.

Test : Birden fazla insanin davranislarini karsilastirmak amaci ile uygulanan sistematik ölçme teknigidir.

Sözlü ya da yazili olabilen testler zeka, yetenek, kisilik, bilgi, ilgi gibi özellikleri ölçmek için kullanilir.

Deneysel Yöntem : Incelenen olayla ilgili neden sonuç iliskilerini saptamak üzere arastirmacinin uygun laboratuvar kosullarinda hazirladigi ve inceledigi kisi ya da nesneyi yönlendirebildigi yöntem, deneysel yöntemdir.

Deneysel yöntem sirasinda incelenen insana denek, hayvana kobay adi verilir.

Deneysel Yöntemin Asamalari

Ön Hazirlik : Gözlemlerle ve yapilan ön arastirmalarla konuyu tanimak ve betimlemektir.

Varsayim (Hipotez) : Gözlem ve ön arastirma sonuçlarina dayanarak olusan yargiyi geçici bir iddia olarak ileri sürmektir.

Deney : Varsayimi kanitlamak üzere sonucu etkileyen degiskenlerle sonuç arasindaki iliskiyi saptamak üzere pratik uygulamalar yapmaktir.

Deney Degiskenleri : Deney sirasinda üç temel degisken ortaya çikar.

Bagimsiz Degisken : Inceledigimiz olayda sonucu etkileyen etken yani neden bagimsiz degiskendir.

Bagimli Degisken : Bagimsiz degiskene bagli olarak ortaya çikan sonuç ise bagimli degiskendir.

Ara Degisken : Bagimsiz degisken disinda sonucu etkileyen faktörlere ara degisken denir.

Istatistiksel Yöntem : Tüm yöntemler kullanilirken çogu zaman karsimiza sayisal sonuçlar çikar. Ancak sayisal sonuçlar yalniz basina bir anlam tasimaz. Elde edilen sayisal sonuçlari degerlendirmek için kullanilan teknikler istatistiksel yöntemi olusturur.

Istatistikler sayesinde psikolojinin sonuçlari daha somut, açik, kisa açiklanir. Bir anlamda sonuçlarin bilimselligi pekisir.

Inceledigi olaylarda ölçme araçlari kullanilabilmesi psikolojiye ölçme konusunda avantajlar saglamaktadir.

Korelasyon (Baginti) : Iki degisken arasindaki iliski miktarina korelasyon denir. Üç temel korelasyon biçimi vardir.

Pozitif (Olumlu) Korelasyon : Iki degisken arasinda birlikte artan ya da birlikte azalan dogru orantili bir iliski varsa korelasyon pozitiftir.

Negatif (Olumsuz) Korelasyon : Iki degisken arasinda biri artarken digeri azalan ters orantili bir iliski varsa korelasyon negatiftir.

Nötr Korelasyon : Iki degisken arasinda hiçbir iliski olmamasidir.

Korelasyon Katsayisi : +1, -1, 0 korelasyon katsayilari tam ve mükemmel bagintinin ifadesidir.

Korelasyon katsayilarindan 0′a yakin olanlar ise güçlü bir iliskiyi ifade eder.

Ancak, 1′e yakinlik, rakamin (+) veya (-) degerinden bagimsizdir. (+) ve (-) söz konusu edilmeden en yüksek rakam en güçlü iliskiyi, en küçük rakam en zayif iliskiyi ifade eder.

Organizmanin asiri ve yetersiz uyarim sonucunda tekrar eski normal haline dönmesine dengelenme (homeostasis) denir. Dengelenme, uyumlu durumu saglama ve koruma egilimi seklinde ortaya çikar. Kandaki seker miktarinin ayni seviyede kalmasi ya da vücut isisinin belli bir seviyede kalmasi dengelenmeye örnektir.

Organizmanin ayni uyariciyla sürekli karsilasmasina ve artik bu duruma tepki vermemesi ise duyarsizlasmayi ifade eder. Örnegin duvar saatinden gelen ‘tik tik tik’ sesinin bir süre sonra hissedilmemesi…

Duyumun olusabilmesi için gerekli sartlar

· Içerden veya disardan bir uyaricinin olmasi

· Duyu organlarinin saglam ve yeterli olmasi

· Uyaricinin tasinabilecegi uygun ortamin olmasi

· Uyarici siddetinin duyum esikleri arasinda olmasi

(Duyum esigi: Organizmanin bir uyariciyi fark etmeye basladigi noktadir.)

· Siddeti degisen bir uyaricinin fark edilebilmesi için fark esigini geçmis olmasi gerekir.

DUYUM ve ALGI

Duyum , iç veya dis dünyadan gelen uyarimlarin beyne ulasmasidir. Algi ise beyne ulasan bu duyumlara anlam verilmesi, onlarin taninmasi demektir.

Örnegin dildeki uyarilma duyum, dildeki bu uyarilmanin naneli seker oldugunu anlamamiz ise algidir.

A. ALGININ ÖZELLIKLERI

1. Algida Seçicilik

Organizma dis dünyadan bir çok uyariciyla karsilasir. Iste algida seçicilik organizmanin, dikkatini birçok uyarici içinden belli uyaricilar üzerinde yogunlastirmasidir.

Örnegin ders dinlerken disardan bir çok uyarici gelmesine ragmen sadece ögretmenin sesini algilamamiz.

Algida seçiciligi etkileyen faktörler

*Dis faktörler

· Uyaricinin siddeti ve büyüklügü: Büyük puntolu yazilarin digerlerine göre daha önce algilanmasi.

· Tekrar: Bir ögretmenin ögrencileri uyarmak için tahtaya 5-6 defa vurmasi.

· Tuhaflik : Bir sinifta iki koyun ile bir çobanin görülmesi

· Degiskenlik : Sira arkadasimizin saçlarini boyattiginin farkina varmamiz.

· Hareketlilik : Lunaparktaki yanip sönen isiklarin fark edilmesi.

· Zitlik : Kar’ in üzerinde siyah tavsanin daha rahat fark edilmesi.

* Iç faktörler

· Ilgi

· Meslek

· Ihtiyaçlar

· Beklentiler

· Geçmis yasanti ve deneyimler

2. Algida Degismezlik

Farkli durumlarda farkli sekillerde görülen nesnelerin , önceki ögrenme ve deneyimlerin etkisiyle gerçekte oldugu gibi algilanmasidir.

Algida degismezlik, oldugundan farkli görülen renklerde, büyüklüklerde ve biçimlerde renk degismezligi, biçim degismezligi veya büyüklük degismezligi olarak ortaya çikmaktadir. Karanlikta siyah görünen Türk bayraginin kirmizi olarak algilanmasi, 70 ekran televizyonda yarim metre bile olmayan insanlari daha önce bildigimiz sekilde algilamamiz algida degismezlige verilebilecek örneklerdir.

3. Algida Organizasyon

Uyaricilarin bir bütün içinde algilanmasidir. Gerek varliklarin gruplar halinde algilanmasinda, gerekse eksikliklerinin tamamlanarak algilanmasinda, gerekse sekil – zemin iliskisi içinde algilanmasinda algida organizasyon özelligi etkilidir.

Özellikle çocuklarin boyama kitaplarindaki kesik çizgili sekillerin bir bütün olarak algilanmasi , farkli formalar giyen iki takimin ayri ayri gruplar olarak algilanmasi algida organizasyona birer örnektir.

4. Derinlik Algisi

Gerçekte üç boyutlu olan varliklar gözün ag tabakasina iki boyutlu düser. Ancak yine üç boyutlu algilanir. Paralel uzantilarin kesisen noktalarinin uzakta algilanmasi dogrusal perspektif dedigimiz derinlik ipucundan yararlanilarak gerçeklesmektedir. Tren raylarinin giderek daraliyormus gibi görülmesi derinlik algisina bir örnektir.

5. Uzay ve Zaman Algisi

Varliklarin birbirine göre uzakligi uzay algisini, degisen sürenin göreli algisi da zaman algisini ortaya koyar. Buna göre ‘önde’, ‘arkada’, ‘yanda’ ifadeleri uzay algisini; ‘önce’, ‘biraz’ ‘sonra’, ‘yakinda’ gibi ifadeler de zaman algisini belirtir.

Örnegin Malatya , Türkiye’nin dogusundadir yargisi uzay algisini , 90 dakikalik bir futbol maçinda son 5 dakikanin galip olan takim için hiç geçmeyecekmis gibi algilanmasi , maglup olan takim ise çok çabuk geçecekmis gibi algilanmasi zaman algisini örneklendirir.

B. ALGI YANILMALARI

1 . Illüzyon

Yanilgida rol oynayan bir uyarici durum vardir. Bu durum gerçekte oldugundan farkli algilanir. Bu yanilgi herkeste ayni biçimde görülüyorsa fiziki illüzyondur.

Illüzyon fiziki ve psikolojik olmak üzere 2′ye ayrilir. Psikolojik illüzyon bireylere göre degisebilir, fiziki illüzyon ise bütün bireylerde ayni sekilde görülür. Örnegin bir bardak su içindeki kasigin kirik olarak algilanmasi fiziki illüzyona; yerdeki bir bez parçasinin fare olarak algilanmasi ise psikolojik illüzyona örnektir.

Not: Illüzyonda mutlaka bir dis uyarici vardir.

2. Halüsinasyon

Disaridan herhangi bir uyarici olmadigi halde uyarici varmis gibi algilanmasi olayina halüsinasyon denir. Zil çalmadigi halde zil çaldi demek, bulutlarin üzerinde uçtugunu iddia etmek gibi…

Not: Illüzyon bütün bireylerde görülebilir. Halüsinasyon ise genellikle atesli hastalik geçirenlerde, akil hastalarinda ve alkoliklerde görülür.

C. ALGIYI ETKILEYEN FAKTÖRLER

Alginin, çevredeki uyarici durum ve nesnelere anlam verilmesi oldugunu söylemistik. Uyarici durumlara anlam verilmesini etkileyen faktörler algiyi etkileyen faktörleri anlatir. Dikkat, algiya hazir olma, güdü ve ihtiyaçlar, geçmis yasantilar, ortam, psikolojik durum vs. algilamayi etkiler. Buna göre beyaz önlüklü birinin hastanede doktor, okulda ögretmen, lokantada garson olarak algilanmasini etkileyen faktör ortamdir.

Bireylerin iç veya dis çevreden gelen uyaricilari farkli sekillerde algiladiklarini söylemistik. Bu uyaricilarin algilanmasinda bir çok faktör etkilidir. Bunlar ;

· Dikkat

· Geçmis yasanti ve ögrenme

· Güdü ve ihtiyaçlar

· Algiya hazir olma

· Psikolojik durum

· Çevre

· Kisisel özellikler

· Duygular

3.ÜNITE

GÜDÜLENME (MOTIVASYON)

Insanlarin toplum halinde yasamalarinin en önemli nedeni hiç süphesiz, ihtiyaçlarini tek basina karsilayamamalarindandir. Organizma çevreyle sürekli bir etkilesim halindedir. Ve bu etkilesimin temelinde ihtiyaçlari gidermek en önemli hedeftir. Ihtiyaçlarin giderilmesi durumunda yeni yeni ihtiyaçlar ortaya çikacak ve durum sürekli ( ölüme kadar) böyle devam edecektir.

Ihtiyaç (Gereksinim ): Organizmanin varligini sürdürebilmesi, gelismesi ve uyum saglamsi sürecinde ortaya çikan eksikliklerdir. Ihtiyaçlar fiziksel, psikolojik ve ekonomik olabilir.

Dürtü : Organizmanin ekinligini artiran fizyolojik ihtiyaçlara denir. Ihtiyacin ortaya çikmasi durumunda birey gergindir. Aciktigimizdaki gerginligin nedeni de budur.

Güdü ( Motiv) : Organizmanin ihtiyaçlarini gidermedeki istek halidir.

Güdülenme: Iç veya dis uyaricilar karsisinda harekete hazir hale gelip davranista bulunmaktir. Örnegin, bir evin içinde gömülü altin oldugunu ögrenen bir bireyin altina sahip olma istegi güdüyü, altini bulma çabasi (hiç dinlenmeden sürekli kazma) güdülenmeyi ifade eder.

Güdüler 3′ e ayrilir.

1.Fizyolojik Güdü ogustan gelen, organizma için hayati önem tasiyan , yasamini devam ettirebilmesi için gerekli olan güdülerdir. Birincil güdüler de denir. Açlik , susuzluk,cinsellik fizyolojik güdülere örnek verilebilir.

2.Sosyal Güdü :Sonradan ögrenilen, baska bireylerle ilgili olan , kendini gerçeklestirebilmeyi saglayan güdülerdir. Basari , güvenlik, begenilme, ait olma gibi unsurlar sosyal güdülere örnek olarak verilebilir.

Not:Bazi durumlarda sosyal güdüler fizyolojik güdülerin önüne geçebilir. Örnegin ; namus, vatan sevgisi gibi yüksek degerler söz konusu oldugunda bu güdüler fizyolojik güdülerden daha baskin gelebilir.

3.Içgüdüler : Temeli dogustan gelen, daha çok hayvanlarda görülen, davranisin niçin yapildigi organizmanin kendisi tarafindan da bilinmeyen bir güdü türüdür. Örnegin ; örümcegin ag örmesi , kuslarin her yil sicak yerlere göç etmesi.

4.ÜNITE

ÖGRENME

Ögrenme, tekrar veya yasantilar sonucu, egitim veya ögretim sonucu davranislarda meydana gelen degismelerdir. Örnegin yabanci dil konusmayi ögrenme bir davranis degisikligidir.

Not: Her ögrenme sonucu az yada çok bir davranis degisikligi meydana gelir. Ama her davranis degisikligi bir ögrenme degildir.

Buna göre içgüdü, refleks veya sans eseri gerçeklestirilen davranislar ögrenme degildir.

Ögrenmede olgunlasma ve motivasyon önemli bir faktördür. Çünkü bir seyi ögrenebilmek için belli bir olgunlasma düzeyine gelinmesi ve belli bir motivasyonun olmasi gerekir.

Not: Olgunlasmayla büyüme fakli kavramlardir.Örnegin 20 yasina gelmis, 45 numara ayakkabiyi tek basina giyinemeyen bir birey olgunlasmamistir , sadece büyümüstür.

A. ÖGRENME TÜRLERI VE SÜREÇLERI

1. Deneme – Yanilma Yoluyla Ögrenme

Tekrar ve denemeler sonucunda yeni davranislarin kazanilmasi esasina dayanir. Bu denemeler esnasinda olumlu nitelikteki davranislar kazanilir, olumsuz nitelikteki davranislar terkedilir.

Not: Tekrar sayisi arttikça hata miktari azalir, hata miktari azaldikça da ögrenme düzeyi artar. Örnegin televizyonun uzaktan kumanda dügmelerinin nasil bir fonksiyona sahip oldugunun deneme – yanilma yoluyla ögrenilmesi gibi.

2. Motor Ögrenme

Ögrenmenin, agirlikli olarak algisal veya bilissel bilesenleri degil, kas bilesenleri öne çikan türleri için kullanilan ortak bir terimdir. Yeni becerilerin, aliskanlik yapilarinin kazanilmasi buna bir örnektir. Örnegin jimnastik, bale hareketlerinin kurallarina uygun olarak yapilmasi motor ögrenmeyi gösterir.

3. Bilissel Ögrenme

Üç ana baslik altinda incelenir.

a). Kavrayis yoluyla ögrenme : Olaylar ve durumlar arasi iliskinin aniden çözülmesi sonucu olusan ögrenmedir. Örnegin, Arsimed’in suyun kaldirma kuvvetini bulmasi, bir polisin cinayeti aniden çözmesi buna birer örnektir.

b). Model alarak (Gözleme yoluyla) ögrenme : Baskalarinin hangi durumlarda nasil davrandigini gözleyip, onlar gibi davranma sonucu olusan bir ögrenme türüdür. Modanin ögrenilmesi, göreneklerin ögrenilmesi,bir çocugun babasi gibi tras olamaya çalismasi bu yolla gerçeklesen ögrenme türleridir.

c). Sözel ögrenme : Sözcüklerle yapilan ögrenmedir. Örnegin; organizmadaki kalp, böbrek gibi iç organlarin nasil faaliyet gösterdiklerinin sözle anlatilmasi, Istanbul’un fethinin ögrenilmesi vb…gibi ögrenmeler bu türün örnekleridir.

d).Farkinda olmadan ögrenme : Gizil ögrenme de denir. Örnegin her gün okula veya ise giderken , yolda bulunan magazalarin, isyerlerinin isimlerini bu sekilde ögreniriz.

4. Kosullanma Yoluyla Ögrenme

Organizmanin önceleri tepki göstermedigi bir uyariciya belli kosullar altinda (ödül veya ceza uygulamasinin yapilmasiyla) tepki göstermeye baslamasi bu ögrenmenin esasini olusturur.

Sözü edilen kosullar, klasik kosullanmaya ve edimsel kosullamaya göre degismektedir. Simdi bunlari görelim.

a. Klasik kosullanma: Dogal bir uyaricinin karsisinda yapilan bir davranisin yapay uyarici karsisinda da yapilmasidir. Örnegin kizgin saç üzerine çikarilan bir ayi, ayni zamanda def çalinmasiyla, kizgin saç üzerindeki tepkisini bir zaman sonra sadece def çalindiginda da göstermeye baslar.

b. Edimsel (vasitali – operant) kosullanma : Edimsel kosullanmanin temelinde ödül-ceza vardir. Organizmaya istenilen tepki gösterildiginde ödül, aksi durumda ceza verilmesi sonucu gerçeklesir. Örnegin, narkotik sube ekiplerinin uyusturucu bulunmasinda kullandiklari köpeklerin ögrenmesi edimsel kosullanmaya girer. Sirk hayvanlarinin yetistirilmesinde de edimsel kosullanma yapilir.

Klasik kosullanmayla edimsel kosullanma arasindaki farklar

· Klasik kosullanmada pekistirici (ödül veya ceza) davranistan önce, edimsel kosullanma da ise istenilen davranistan sonra verilir.

· Klasik kosullanmada uyarici ve davranislar bellidir, edimsel kosullanma da ise davranislar rastlantisaldir ve bu davranislar biçimlendirilmeye çalisilir.

· Klasik kosullanmada her durumda pekistirme yapilir; edimsel de ise uygun davranislara pekistirme yapilir.

5. Kosullanmayla Ilgili Kavramlar

a. Pekistirme : Kosullanma ögrenmesinin gerçeklesmesini saglayan ödül veya ceza uygulamalaridir. Pekistirme, davranislarin kazanilmasini ve yerlesmesini saglar. Pekistirmeyi saglayan unsurlara pekistireç denir. Olumlu ve olumsuz pekistireç olmak üzere 2 ye ayrilir.

Olumlu pekistireç ile ödül es anlamli olarak kullanilabilir. Fakat olumsuz pekistireç ceza anlaminda kullanilamaz. Ceza istenmeyen davranisin sonucunda verilirken, olumsuz pekistireç ise davranisin kazandirilmasi sürecinde verilir.

b. Genelleme : Kosullu uyariciya gösterilen tepkilerin benzerlerine de gösterilmesidir. Def çalinca oynamaya kosullandirilmis olan ayi, diger çalgili uyaricilara karsi da tepki gösterirse genelleme yapmis olur. Sütten agzi yanan yogurdu üfleyerek yerse, genelleme yapmis olur.

c. Ayirt etme : Genellemenin tersi olarak, benzer uyaricilar arasindaki farkliligin anlasilmasiyla kosullu uyariciya benzer uyaricilara tepki göstermenin terk edilmesidir. Örnegin, köpegin uyusturucu kokusunu diger kokulardan ayird etmesi.

d. Sönme : Pekistirmenin kesilmesiyle zaman içinde kosullu davranisin ortadan kalkmasidir.
e. Kendiliginden geri gelme : Sönmüs davranisin, hiçbir pekistirme olmadigi halde bir süre sonra kendiliginden ortaya çikmasidir.

B. ÖGRENMEYI ETKILEYEN FAKTÖRLER

1. Ögrenen Bireyden Kaynaklanan Faktörler

a. Güdülenme : Ögrenmeyi etkileyen önemli bir faktördür. Ögrenmeye istekli olmayi ifade eder.

Yurtdisina gidecek olan birinin yabanci dil ögrenme isteginin artmasi güdülenme ile açiklanir.

b. Zekâ : Zekâ düzeyi yüksek olanlarin basarili bir ögrenme gerçeklestirmeleri zekânin etkisini gösterir.

c. Yas ve olgunlasma : Olgunlasma belli bir ögrenme düzeyine ulasmis olmayi ifade eder. Yasa bagli olarak olgunlasma gerçeklestikçe, birey ögrenme düzeyine ulasmis olur.

d. Bilgi birikimi : Önceden kazanilmis olan bilgiler, yeni ögrenmeleri etkiler. Ancak bu etkileme olumlu veya olumsuz olabilir. Böyle bir etkilemenin olabilmesi için önceki ögrenilenlerle sonraki ögrenilecekler arasinda ilke, içerik, teknik bakimdan benzerlik olmasi gerekir.

Böyle bir benzerlik yoksa önceden ögrenilmis olanlarla sonradan ögrenilecek olanlar arasinda geçis olmaz. Benzerlik olmasi durumunda da iki türlü geçis olabilir.

– Olumlu geçis (Pozitif transfer) : Önceki ögrenilenlerin sonraki ögrenmeleri kolaylastirmasina denir. Bisiklete binmenin, motosiklet kullanmayi kolaylastirmasi gibi. (Eger ögrenmelerde pozitif transfer gerçeklesmeseydi, her bir ögrenmenin her seferinde en bastan baslamasi gerekirdi).

– Olumsuz geçis (Negatif transfer) : Önceki ögrenilenlerin sonraki ögrenmeleri zorlastirmasina denir. Iki parmakla daktilo yazmayi ögrenmis olan biri, hiç yazmayana göre on parmak yazmayi daha zor ögrenir.

e. Fizyolojik durum : Genel olarak organizmanin uyarilma düzeyinin asiri veya yetersiz olmasi durumunda ögrenme düzeyi de düser. Buna karsilik orta düzeydeki bir uyarilma (kaygi) ögrenmeyi olumlu etkiler.

f. Psikolojik durum : Heyecan, korku, ümitsizlik, içekapanik olma gibi durumlar ögrenme üzerinde etkili olabilmektedir.

2. Ögrenme Yönteminden Kaynaklanan Faktörler

a. Aralikli ya da toplu ögrenme : Yöntem olarak az zamanda çok tekrar yerine, konunun çok zamanda azar azar tekrar edilmesi ögrenmeyi olumlu etkilemektedir.

Çünkü bu durumda yorgunluk, motivasyon düsüklügü, asiri kaygi olmadigindan, uyarilma düzeyi yüksek olmaktadir.

b. Ögrenmeye aktif olarak katilma : Anlatma okumaya göre bireyi daha aktif yapacagindan, ögrenme düzeyini artirmaktadir. Ayni zamanda aktif durumlarda uygulamalara da yer verileceginden, ögrenme düzeyi artmaktadir.

c. Sonucun bilinmesi : Ögrenmenin gerçeklesip gerçeklesmedigi hakkindaki sonucun bildirimine yönelik faaliyetler ögrenmeye önemli katki saglamaktadir. Konu anlatimindan sonra yapilan testler sonucun bildirilmesine yöneliktir.

d. Bütün ya da parçalara bölerek ögrenme : Konularin uzun, kisa, somut, soyut, anlamli anlamsiz olmasi durumuna göre ögrenilmesinde bütün – parça – bütün iliskisinin kurulmasi ögrenmeyi etkiler. Buna göre zor, uzun, anlamsiz konularda bütün – parça bütün çalismasi, diger durumlarda ise konularin bütün halinde ögrenilmesi olumlu sonuç vermektedir.

e. Programli ögrenme : Önceleri ögretme makinalarinda geçerli olan bu ögrenme, simdilerde bilgisayarlarda uygulanmaktadir. Bireyin bilgisayarin basina geçerek, bilgisayarin programlanmis olarak sundugu bilgileri kendi ögrenme hizina ve kapasitesine göre ögrenmesidir. Bu ögrenme sorularla pekistirme ve cevabini hemen görme esasina dayanir.

f. Tekrarlara yer verme : Tekrar sayisi arttikça hata miktari azalmaktadir. Bu durumda da ögrenme düzeyi giderek artmaktadir. Çünkü tekrar, pekistirici olarak ögrenmelerin kuvvetlenmesini saglar.

3. Ögrenilen Malzemeden Kaynaklanan Faktörler

a. Uzun, soyut ve anlamsiz olmasi : Uzun, soyut ve anlamsiz olan konularin ögrenilmesi daha zor olmaktadir.

b. Ilgi ve ihtiyaca uygun olmasi : Ilgi ve ihtiyaca uygun olan konularin ögrenilmesinde yüksek motivasyon oldugundan, ögrenme de yüksek olmaktadir.

c. Sistemli düzenlenmis olmasi : Düzenli konular karmasikliga yer vermediginden, daha kolay ögrenilir.

d. Birbirini destekleyici olmasi : Ilke, içerik, teknik bakimdan benzer konular arasinda olumlu veya olumsuz transfer olabildiginden, ögrenme düzeyi de buna bagli olarak degisebilmektedir.

e. Beden ve zihin gelisimine uygun olmasi : Yas ve olgunlasma ögrenmeda etkili oldugundan, konularin bu nitelikleri dikkate alinmalidir.

4. Ögrenmenin Yapildigi Ortam

Ortamin sicak olmasi, gürültülü olmasi, havasiz veya pis kokulu olmasi ögrenme için uygun olmayan bir ortami hatira getirmektedir. Herkesin sesli çalistigi bir kütüphanenin iyi bir çalisma ortami olusturmamasi buna örnek olarak ortamin ögrenmedeki etkisini göstermektedir.

5.ÜNITE

BELLEK – UNUTMA HATIRLAMA

A. BELLEK(HAFIZA)

Yasam sürecinde ögrenmis oldugumuz bilgilerin saklandigi yerdir.Duyum ve algilarla kazanilan bilgilerin beyinde saklanmasi, gerektiginde de hatirlanmasi seklinde gerçeklesen zihinsel bir islevdir.

Bellegin 3 asamasi vardir.

Bilgiler kodlanir Bilgiler saklanir Lazim olunca geri getirilir.

Not: Unutma bu üç asamadan birinde meydana gelen aksakliktan kaynaklanir.

Not: Ögrenilen bilgilerin kodlanabilmesi için de ilk sart o bilginin veya nesnelerin algilanmasidir.

1. Kisa Süreli Bellek

Zihinde bilgileri tutma süresinin çok kisa oldugu (1-3 dk) bellektir. Bilgi kisa süreligine lazimsa kisa süreli bellege yerlestirilir.

Örnegin, ilk defa duydugunuz bir telefon numarasi kisa süreli bellekte yer alir. Telefon konusmasindan sonra da kaybolur. Kisa süreli bellegin en önemli özelligi bilgilerin izine bir süre sonra rastlanamamasidir.

2. Uzun Süreli Bellek

Uzun süreli bellekte yer alan ögrenilmis bilgiler uzun zaman araliginda burada yer alabilir. Bu bellekteki bilgiler anlam ve özellikleri bakimindan düzenlenir. Örnegin, lisedeki numaramizi ,ev telefonumuzu uzun süreli bellekte tutariz. Çünkü bu bilgileri sürekli ve uzun süre kullaniriz.

B. UNUTMA

Önceden ögrenmis oldugumuz bilgilerin zaman içinde kaybolmasidir. Zaten insan hayati boyunca ögrendigi bilgileri hafizasinda tutamaz. Yeniler ögrenilirken eskiler unutulmaya baslanir.

1. Unutmanin Nedenleri:

a. Kullanilmama yüzünden silinme : Örnegin emekli olan bir hakemin zaman içinde oyun kurallarini unutmasi bu sekilde gerçeklesir.

b. Bastirma : Hatirlandikça üzüntü veren bilgilerin unutulmasidir.Bu görüste olanlar, unutmayi rahatsiz edici durumlarin bilinçaltina bastirilmasi olarak açiklar. Uçaktan korkan bir yolcunun, uçagin kalkis saatini unutmasi gibi.

c. Ket vurma (Bozucu etki )

– Ileriye ket vurma : Önceki ögrenilmis olan bilgilerin sonradan ögrenilmis olan bilgileri unutturmasi. Örnegin eski telefon numarasinin, yeni numarayi unutturmasi, eski il sayisinin yenisini unutturmasi…

– Geriye ket vurma : Sonradan ögrenilmis olan bilgilerin önceden ögrenilmis olan bilgileri unutturmasi. Örnegin, sonraki döviz fiyatlarinin öncekileri unutturmasi.

Not : Ket vurma ile transfer kavramlari birbirinden farklidir. Transfer ögrenme öncesi ; ket vurma ise ögrenme sonrasi gerçeklesir. Transferde önceki ögrenilenler sonraki ögrenmeleri olumlu ya da olumsuz yönde etkilerken , ket vurmada ise bir ögrenmeden önce yada sonra gerçeklesen ögrenme,söz konusu ögrenmenin hatirlanmasini olumsuz yönde etkiler. Kisacasi transferin ögrenmeye , ket vurmanin ise hatirlamaya etkisi vardir.

d. Organik nedenler : Ani sok, yaslilik,korku,heyecan, atesli hastalik gibi durumlar organizmada unutmaya neden olabilmektedir.

2. Unutmayla Ilgili Deney Sonuçlari

a. Mutlak unutma yoktur.

b. Unutmanin derecesi ögrenmenin derecesine baglidir.

c. En son ögrenilenler daha geç unutulur.

d . Ögrendikten sonra zihnin uyaricilara kapali tutulmasi unutmayi azalttigindan uykuda unutma en azdir.

e . Ögrenilenlerin sik sik pekistirilmesi unutmayi azaltir.

f. Anlamli ve hosumuza giden konulari daha geç unuturuz.

C. HATIRLAMA

Uzun süreli bellekte yer alan bilgilerin zihinde tekrar canlanarak bilinç düzeyine gelmesidir. Ilkokul dönemlerindeki okul numarasini hatirlama buna örnektir. Hatirlama ile çagrisim farkli kavramlardir. Çagrisim, bir uyarici algilandiginda onunla ilgili baska seylerin hatirlanmasidir. Benzerlik, ardisiklik, zitlik, zamanda ve mekanda yakinlik çagrisimi kolaylastiran etkenlerdir. Susurluk yazisini duyan birinin oranin ayranini hatirlamasi buna bir örnektir.

6.ÜNITE

BILINCIN DEGISIK BIÇIMLERI

BILINÇ NEDIR?

Bilinç, farkinda olmak demektir. Insanin kendisinden ve çevresinden haberdar olmasi halidir. Bilinç kapsami içinde çesitli düzeylerde farkinda olma dereceleri vardir. Uyaniklik, uyku, rüya, hipnoz ve meditasyon insandaki bilinç durumlaridir.

NORMAL BILINÇ DURUMLARI

Normal bilinç durumu, bireyin kendi duyumlarinin, uyaricilarin, kendi kararlarinin, düsüncelerinin farkinda oldugu uyaniklik durumudur.

Birey, normal bilinç durumunda;

· Dikkatli ve uyaniklik halindedir.

· Çevresindeki uyaricilari algilayabilir.

· Onlari bilgiye dönüstürebilir.

Bireyin o anda kavrayabildigi duyum alani, bilinç alanidir; dikkatin en çok yogunlastigi, en iyi algilayabildigi konu ise bilinç odagidir. Siniftaki duyumlanan ve algilanan seyler bilinç alanidir; ögretmenin hareketlerine dikkatin yogunlastigi alan ise bilinç odagidir.

Bilince Fizyolojik Yaklasimlar

Bilinç , beyin kabugu ile sinir hücreleri ararsindaki iliski sonucu ortaya çikar.Bu iliskinin yavaslamasi ya da bozulmasi bilinci güçsüzlestirir ya da büsbütün ortadan kaldirir. Örnegin trafik kazasi geçiren ya da zehirlenen bireyler çevre uyaricilarina karsi duyarsiz hale geldiklerinde, “bilinci kapali” denir.

Beden ile zihin uyumlu bir bütünlük gösterir. Birbirinden bagimsiz degildirler. Bedensel etkiler ruhsal durumu, ruhsal durum da bedeni etkiler. Örnegin asiri stres yasayanlarda mide kanamasi (ülser) ortaya çikar. Kafa travmasi geçiren kisi, asabi biri olup çikabilir. Insan kan kaybindan hayatini kaybedebildigi gibi, heyecan sokundan da hayatini kaybedebilir.

Beden ile zihin yapisi arasindaki iliskinin incelenmesi nörofizyoloji, lokalizasyon ve EEG(Beyin dalgalarinin kaydedilmesi) gibi alanlari ortaya çikarmistir.

Nörofizyoloji: Bilinç üzerindeki sinirsel mekanizmanin etkisini ve islevini inceler. Sinir düzenlerine elektrot yerlestirme islemiyle beyin-zihin baglantisinin detayli incelenmesi saglanir.

Lokalizasyon : Beynin çesitli bölgelerinin elektrik akimiyla uyarilarak hangi bölgenin neyi gerçeklestirdigi anlasilir. Örnegin occipital lob’unun görme olgusu hareketlendirdigi, frontal lob’unun koku almamizi sagladigi, hipotalamus’un açlik dürtüsünü harekete geçirdigi bilinir.

EEG(Elektroansefalograf) : EEG islemi elektroansefalograf denilen aletle ölçülür.

FARKLI BILINÇ DURUMLARI

Normal bilinç durumu disinda uyku, rüya, meditasyon, hipnoz farkli bilinç durumlaridir.

Uyku ve Rüyalar

Uykunun hafif uykudan derin uykuya kadar çesitli asamalari vardir.

Bu evrelerde beynin biyoelektrik kayitlarinin farkli dalga boylarinda olduklari görülmüstür. Bu evrelerden biri olan REM uykusu, rüyalarin en çok görüldügü evredir. REM uykusunda hizli göz hareketleri görülür, sinir sisteminin aktivitesi artar. Birey REM uykusundan uyandirilinca büyük bir olasilikla, uyandirilmadan önce rüya görmekte oldugunu bildirecektir.

Uyku halinde bilinç pasif degil, aktiftir. Kimi psikologlara göre rüyalar günlük yasantilari yansitir. Çesitli meslek gruplarindan birçok kisinin rüyalari incelenmis bunlarin meslek ve çevreyle yakin iliskisi oldugu görülmüstür.

Biyolojik Saat, Biyolojik Ritm (Bioritm)

Büyüme, uyku-uyaniklik döngüsü, adet döngüsü gibi biyolojik ritmleri ve döngüleri düzenleyen biyolojik bir iç zamanlama mekanizmasidir. Bioritm, zaman algisiyla ilgilidir, organizmanin zaman sürelerini algilayabilme özelligidir. Insan çogu durumda saate bakmadan, zamani dogru tahmin edilebilir. Biyolojik saat, organizmanin içinde bulundugu çevreye uygun bir biçimde çalisir. Günes isigindan yoksun magara, maden ocagi gibi yerlerde beden kendi programina göre uyku devresini ayarlayabilir.

Uykunun Bilinen Yapisi

Uykuda bes dönem görülür. Ilk dördü NONREM (NREM), besincisi ise REM dönemidir. NREM dönemlerinde beyin aktivitesi yüksektir; enerji tüketiminde artis görülür. Metabolizmanin düzenlenmesi bu dönemin ana özelligidir. Büyüme hormonu salgilanir, protein sentezi artar. Böylece bedenin dinlenmesi saglanir. Bu dönemde iyi uyunamazsa, sabah yorgunluk hissedilir.

REM döneminde uyku hafiftir. Rüyalarin büyük bir bölümü REM uykusunda görülür. REM döneminde hizli göz hareketleri olur.

Uyku, organizmanin dinlenmesinde islevseldir. Uyku sirasinda oranizmanin tepkileri yavaslar; tüm sistemler otomatik olarak yeniden düzenlenir. Beyin, uykudada aktivitesini sürdürür; uyanikken ögrendiklerini ayiklar, gruplar, depolar.

REM veya NREM uykusu az olursa bir sonraki gecede bu eksikligi kapatacak sekilde uykuda artis görülmektedir. Bu bulgulara göre uyku bir saglik göstergesidir.

Uykuda islemlerin temelini, uyaniklikta toplanan bilgiler olusturmaktadir. Disaridan yeni bilgiler gelmediginden, zihindeki bilgiler bir sonraki asamanin baslaticisi olmaktadir; yani her bir imge bir digerini baslatmaktadir.

Rüya, beynin bilinçli tepkilerde bulunmamasi, dis dünyaya kapanarak bilinçli olmadan imgeler kullanarak faaliyetini sürdürmesidir. Rüyalar beyindeki görme merkeziyle ilgilidir. Dogustan kör olanlar sadece sesle rüya görürler. Rüyalar üzerinde geçmis deneyimler, yasantilar, ortam, fizyolojik yapi, bilinçalti etkenler etkilidir.

Uyku Bozukluklari

1. Sik sik uyanma

2. Uyumada güçlük çekme

3 . Yeterince uyundugu halde yorgunluk hissetme

4. Az uyuma yada erken uyanma

5. Uyurgezerlik

6. Narkolepsi: Birkaç dk. Içinde gelen Rem uykusu

7. Apne : Uykuda nefes alamamak

Diger Bilinç Durumlari

Meditasyon

Sessiz ve sakin bir sekilde oturup, yoga egzersizleriyle yapilan farkli bir bilinç durumudur. Amaç , bireylerin ruhsal dinlenmesini saglamaktir. Ayrica meditasyon teknigiyle zihin sakinligi, çevreyle barisik olma ve kendini iyi hissetme duygusu olusturulmasi amaçlanir. Bu teknikle kisi bedeni üzerinde ruhsal denetim saglayarak gerginlik ve kaygidan kurtulmaya çalisir.

Hipnoz

Hipnoz; telkin araciligiyla otaya çikan; tam olmayan bir uyku halidir. Bir kisinin, diger bir kisinin davranis, duygu, düsünce ve algilarini kontrol etmesi halidir. Hipnozda bilinç uyusmustur ama duygular varliklarini korur. Zengin hayaller uyanir. Gerçeklik algisi azalir. Hareket irade disidir.

Hipnoz etkisi altinda aci duyumu azaltilabilir, sigaradan tiksinme saglanabilir. Ancak sunu özellikle belirtmek gerekir ki normal hayatta bireyin üstesinden gelemedigi isleri ( fiziksel) hipnoz yöntemiyle gerçeklestiremeyiz. Örnegin zeka seviyesini yükseltemeyiz, kaldiramadigi agirligi kaldirabilme gücü saglayamayiz. Hipnoz sirasinda olanlar genellikle sonradan hatirlanmaz.

Madde Bagimliligi

Bazi maddelerin kullanimi ile organizmanin uyarilmasi, gevsemesi, uyumasi, uykunun önlenmesi, algilamasi etkilenebilmektedir. Psikolojik etkileri olan bu maddelere psikoaktif maddeler denir. Alkol, tütün, eroin gibi maddeler vardir. Bu maddelerin olusturdugu bilinç durumlarinin hosa gider olmasi bireyleri bagimli kilmaktadir. Burada söz konusu maddeleri kullanmak için dürtüler olusur.

Tekrarlanan kullanimlar sonunda birey bu maddelere bagimli hale gelir.

Insanlarin baslangiçta bu maddeleri kullanmaya baslamasi, özenti, (özdesim kurma) merak, degisik bir durum yasama istegi, zihinsel acidan kaçis, can sikintisi, sosyal uyum eksikligi gibi psikolojik nedenlerle olabilmektedir. Önceleri psikolojik olarak duyulan gereksinim zamanla fizyolojik bagimliliga dönüsür.

7.ÜNITE

ZEKÂ – KISILIK

A. ZEKÂ

Zekanin bugüne kadar bir çok tanimi yapilmistir. Fakat genel olarak zeka, karsilasilan problemlere çözüm bulmada ve yeni durumlara uyum saglamada çabukluk gösterebilme yetenegidir. Çevre, zekânin gelismesine olumlu veya olumsuz etkide bulunabilir. Zeka dogustan vardir ve belirli dönemlerde hizli, belirli dönemlerde yavas ilerler.

Zekânin ölçülebilmesi için zekâ testleri gelistirilmistir. Bu testler bireylerdeki zihinsel islem yapma yetisini saptamaya çalisirlar. Bir toplum için hazirlanan bir zeka testi baska bir topluma uygulanamaz. Ayni sonuçlari vermez. Zeka testleri yasa göre hazirlanmalidir.

Zekâ üç grupta incelenmektedir:

1 . Soyut Zekâ

Sembol, formül, sayi gibi unsurlari kullanmada basarili olan zeka türüdür. Örnegin, bilgisayar programcilari, matematikçiler…

2. Mekanik Zekâ

Mekanik ve elektronik araçlarin yapimi ve kullaniminda basarili olan zeka türüdür. Örnegin, mühendisler, teknisyenler, tamirciler…

3. Sosyal Zekâ

Sosyal alandaki iliskilerde basarili olan zeka türüdür.Çevrede aranilan sevilen kisi olmada, çevredeki insanlari etkilemede kendini gösterir. Örnegin , siyasetçiler, ögretmenler, esnaflar…

B. KISILIK

Bireyi baskalarindan ayiran ve bireyi o birey yapan ruhsal özelliklerin bütünüdür. Bir insanin güvenilir, bir baskasinin sadik, bir digerinin adaletli olarak nitelendirilmesinde, o insanlarin kisiligi ele aliniyor demektir.

Kisilik dogustan etkin olan mizaç (huy) ile, sonradan çevrede sekillenen karakter in ahenkli bir bütünlügü ile ortaya çikar.

Böylece bireylerin temel kisiligi, degismez görülen mizaç ile toplumun ahlaki deger ölçülerini yansitan karakterin etkisiyle belirlenmektedir. Karamsar olmak, sevecen olmak, dürüst olmak, sahtekâr olmak kisiligi nitelendiren ifadeler olarak karsimiza çikmaktadir.

Kisilik, kisilik testleriyle ölçülür. Kisilik testleri, bireye özgü olan tipik davranis örüntülerini belirlemeyi amaçlar. Testler sonucunda bireyin sogukkanli, vefali, güvenilir, çikarci vb. kisilik özellikleri belirlenir.

8.ÜNITE

RUH SAGLIGI

Ruh sagligi, bireyin çevresiyle uyum içinde olmasidir. Ruh sagliginin yerinde oldugu durumlarda birey toplumla barisiktir, ruh sagligi yerinde olmadigi durumda ise hem kendisiyle hem de çevresiyle çatisma içine girer. Bunun sonucunda da davranis bozukluklari ortaya çikar.

Ruh sagligini bozan sebepler

1. Geçici sebepler ( sinavlar, soklar, atesli hastaliklar )

2. Fiziki sebepler ( havanin kapali olmasi, isigin az olmasi )

3. Sosyal sebepler ( savaslar, devrimler )

4. Engellenme ve çatismalar

Davranis Bozukluklari

A) PSIKONEVROTIK BOZUKLUKLAR

Klinik tedavisine gerek duyulmayan hafif davranis bozukluklaridir. Savunma mekanizmalari genelde bu tip davranis bozukluklarinda kullanilir. Temel nedeni kaygidir. Baslica nevrotik bozukluklar sunlardir:

1. Kaygi ( Anksiyete ): Korkuya benzer bir durumdur. Kaygi durumunda birey hep endiselidir. Gerginlik durumu vardir. Hep kötü bir durum olacakmis gibi bir durum sözkonusudur.

2. Fobi : Herhangi bir seyden duyulan mantik disi ve yogun korkudur. Kinofobi(köpek korkusu), nikotofobi( gece ve karanlik korkusu), zoofobi( hayvan korkusu), akrofobi ( yükseklik korkusu) vb…

3. Obsesif- Kompülsif : Genel olarak irade disidir, engellenemez.

Obsesyon : Düsüncede gerçeklesir. Çocuguna bir seyler olacagini düsünme , eve hirsiz girecegini düsünme gibi….

Kompülsiyon : Davranis düzeyinde gerçeklesir. Sürekli parasini sayma, ellerini yikama veya islatma, merdivenleri sayma vb…

4. Depresyon : Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik gibi durumlardir. Hayat sartlarindan fazlasiyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynagi olmayan bir rahatsizliktir. Devamli olarak endise içinde olmak seklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik seklinde görülenine de depresyon adi verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykulari düzensizdir. Gerçekte bir hastaligi olmadigi halde çesitli hastaliklarin varligindan sikayet eder. Tedaviye hayatinin iyi yanlarini görmeye alismakla baslanir. Sinirlenmekten kaçinmak, her kötü olayin iyi bir tarafi oldugunu görmeye alismak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.

B) PSIKOTIK BOZUKLUKLAR

Kisinin gerçek dünyayla baginin koptugu akil hastaliklaridir. Doktor tedavisi gereklidir. Baslica psikotik bozukluklar sunlardir:

1. Manik-Depresif: Manik dönemde birey asiri neseli –taskin olabilir. Siklikla saldirgan davranislar( esyalari kiram, saga sola satasma) sergilerler. Depresif dönemde ise ayni birey durgun, içine kapanik, sik sik aglayabilir, yemekten içmekten kesilebilir. Agir depresif durumlarda birey intihar edebilir.

2. Sizofren : Bu tür hastalar genelde

A. ENGELLENME

Belirli hedeflere yönelik olan güdülenmis davranislarin degisik biçimlerde durdurulmasina ya da yavaslatilmasina engellenme denir. Engellenme, psikolojik, fiziki, biyolojik ve sosyal kaynakli olabilir. Baslik parasi olmadigi için evlenemeyen bireyin durumu sosyal kaynakli engellenmeye örnektir.

Birey engellenmenin olusturdugu gerilim düzeyine göre hayal kirikligi yasayabilir.

B. ÇATISMA

Iki istek, iki durum arasinda kalindiginda bunlardan birinin seçilememesi halindeki gerilim çatismadir.

Çatisma iki istenen durum karsisinda yasanirsa “yaklasma – yaklasma” çatismasini, (begenilen iki ayakkabi arasinda seçim yapmada kararsiz kalma) iki istenmeyen durum karsisinda yasanirsa “uzaklasma – uzaklasma” çatismasini, (istenmeyen iki seçmeli dersten hangisini seçecegine karar verememe) biri istenen digeri istenmeyen özellige sahip durum karsisinda tercih yapmak zorunda kalinmasi halinde “yaklasma – uzaklasma” çatismasini (tatile çikmak isteme ancak müsterileri kaybetmekten korkma durumundaki kararsizlik) örneklendirir.

C. SAVUNMA MEKANIZMALARI

Birey zor durumda kaldiginda, hata yaptiginda çevredeki insanlar karsisinda psikolojik rahatsizlik duyar.

Bu durumda kendisini rahatlatacak tepkilerde bulunur. Bu tepkilere savunma mekanizmalari denir. Örnegin penaltiyi atamayan bir sporcu, takim arkadaslarina, seyircilere, yöneticilerine karsi kendini savunma ihtiyaci duyar.

1. Bahane Bulma

Bireyin basarisizligini, gerçek nedenin disindaki nedenlerle açiklamasidir. Penaltiyi atamayan sporcunun “zemin çok kaygan” demesi buna örnektir.

2. Yansitma

Bireyin kendisindeki olumsuz özellikleri baskasinda görmesi, baskasina atmasidir.

Penaltiyi atamayan soporcunun “takimda penalti atabilecek yetenekli futbolcu yok” demesi yansitmaya örnektir.

3. Bastirma

Rahatsiz edici bir düsüncenin veya bilginin bilinç altina bastirilarak unutulmasidir. Penaltiyi atamayan sporcunun maçi kazandiktan sonra bu durumu unutmasi bastirmaya örnektir.

4. Gerileme

Kendisi için olumsuz sayilabilecek bir durumla karsilasan bireyin yasina uygun olmayan ve kendisinden beklenmeyen tepkilerde bulunmasidir. Kardesini kiskanan çocugun kardesinin oyuncaklariyla oynamasi gibi.

5. Özdesim Kurma (Özdeslesme)

Bireyin, basarili gördügü kisi ve kuruluslarla kendini iliskilendirmesi, onlardan kendine pay çikarmasidir. Çocuklarin film kahramanlarina özenerek onlari taklit etmesi gibi.

6. Kaçma

Rahatsiz edici durumlar karsisinda, o olayi görmezden, bilmezden gelme halidir. Bir gencin, yer vermemek için otobüste yasli kadini görmezden gelmesi gibi.

7. Karsit Tepki Gelistirme

Bireyin çevrede benimsenmeyen özelliklerini, çevrenin benimseyecegi karsit haliyle göstermesidir. Kardesini kiskanan birinin çevrede onun koruyucusu gibi davranmasi buna örnektir.

8. Ödünleme (Telâfi)

Bireyin kendisindeki bir eksiklikten dolayi veya bir alandaki basarisizligindan dolayi hissettigi ezikligi baska bir alanda basarili olma çabasiyla telâfiye çalismasidir. Derslerinde basarisiz olan birinin okul takiminda basarili olmaya çalismasi gibi.

9. Yüceltme

Fizyolojik ve sosyal motivlerin toplumca benimsenen alanlarda doyurulmaya çalisilmasidir. Konusma özürü olan birinin, düsüncelerini edebi eserlerle ortaya koymaya çalismasi gibi.

10. Yön Degistirme

Bireyin, gerçek hedefine yöneltemedigi öfkesini tehlikesi az olan baska hedeflere yöneltmesidir. Örnegin hakeme kizan sporcunun formasini yirtmasi gibi.

11. Polyanna (Tatli limon)

Her basarisizlikta basarili yanlar arama, olayin iyi taraflarini görmedir. Kitap okuma aliskanligi olmayan birinin gözlerinin bozulmaktan kurtuldugunu söylemesi buna örnektir.

Savunma mekanizmalari, bireyleri psikolojik olarak rahatlatabilirler, duyulan kaygiyi azaltabilirler, ancak kaygiyi tamamen ortadan kaldiramazlar, problemlere kalici çözüm saglayamazlar. Bu nedenle savunma mekanizmasina çok sik basvurulmasi anormallik belirtisidir.

SOSYAL DAVRANIS ve TUTUM

Sosyal davranis, toplum kurallarina uygun olan davranistir. Birey kendi basina yaptigi bazi davranislari grup içinde, grup içinde yaptigi bazi davranislari da kendi basina yapmaz. Bunun nedeni çevrenin sosyal etkisiyle açiklanir. Sosyal etkinin neticesinde bireyler uyma davranisi gösterirler. Uyma davranislari itaat etme seklinde olabildigi gibi benimseme ya da özdeslesme seklinde de olabilir.

A. UYMA DAVRANISINI ETKILEYEN FAKTÖRLER

1. Grubun Büyüklügü

Grup içindeki üye sayisi arttiginda, bireylerin gruba uyma davranisi da artmaktadir.

2. Grubun Sözbirliginin Etkisi

Grubun bütün üyeleri ayni görüste iseler, bu durumda da uyma davranisi yüksektir.

3. Mevkinin ve Prestijin Etkisi

Grup normunu ortaya koyan veya grubu temsil edenler saygin ve yüksek statüye sahip insanlar ise, uyma davranisi yüksektir.

4. Yüzyüze Olmanin Etkisi

Grup üyelerinin etkilesimi yüzyüze gerçeklesiyorsa uyma davranisi yüksek olur. Karsilikli konusarak ikna etme, telefonla ikna etmekten daha etkilidir.

B. GRUBUN BIREYE ETKISI (GRUP DINAMIGI)

1. Grubun Bireye Normatif Etkisi

Bireyin grup içinde, yalniz oldugu zamanlardakinden farkli davranmasi grubun normatif etkisi oldugunu gösterir.

2. Grubun Bireysel Tutum Degisimine Etkisi

Grup, üyelerinin tutum degisimini artirabilir de engelleyebilir de; yani birey, grup normlarindan etkilendigi için, tutumlari gruba göre sekillenmektedir.

3. Grubun, Bireyin Verimliligine Etkisi

Grupta belli bir sayiya kadar olan üye sayisi bireylerin verimliligini artirmaktadir. Bu sayi yapilan isin niteligine bireylerin özelliklerine, lidere bagli olarak degisebilir.

4. Zarari Göze Alma Etkisi (Riske girme)

Gerek sorumlulugun grupça paylasilmasi, gerek grupça ikna edilme, gerekse cesur kararlari çevrenin desteklemesi neticesinde, bireyin grup içindeyken daha çok risk içeren kararlar alabildigi görülmüstür.

C. TUTUMLAR

Olaylara ve durumlara karsi belli sekilde tepki gösterme egilimine tutum denir. Tutum duygu, inanç ve bilgilere göre sekillenir. Insanlarin çevresine karsi gösterdikleri tepkilerin nasil olacagini sahip olduklari tutumlar etkiler.

Otomobillere, takimlara, partilere, kurumlara, kisilere belli sekilde tepki gösterme genellikle tutumlar hakkinda fikir verir. Bir kisi her seçimde ayni partiye oy veriyorsa, kisinin o partiye karsi tutumunun olumlu oldugu söylenebilir.

Tutumlarin özellikleri

1. Tutumlar kendi içinde tutarlidir.

2. Tutumlar her zaman davranisa dönüsmeyebilir veya davranislarla çelisebilir.

3 . Tutumlarin duygusal, bilissel ve davranissal ögeleri vardir.

4 . Tutumlarin davranislarin etkileme gücü farklilik gösterir.

2 Responses to “Psikoloji Ders Notları”

Leave a Reply

Son Yorumlar
Google
Facebook’ta Bizi Bulun